editor
Administrator
Hero Member
    
Offline
Mesaj Sayısı: 18306
|
 |
« : Mart 10, 2010, 10:30:21 ÖÖ » |
|
Yıllardır mağdurluk rolü yaparak yoksul halkın duyguları sömürülüp istismar edilmekte. Yalancılar, yalakalar, iftiracılar, dönekler ve her dönemin adamı olan "ilmiye,seyfiye ve ulema" şürekası zürriyetiyle birlikte itibarlı,namuslu, önemli titre ve mal/mülke sahip kişi konumuna geldi. 12 Eylül zihniyetinin ve YÖK 'ün sorumlusu, eğitimi allak bullak eden, okullarda öğrenci, öğretmen ve öğretim görevlisini fişlemeyi ayyuka çıkaran günümüz iktidarında olanların hocası zatı muhterem mevta olduğunda cenazesinde kimlerin saf tuttuğuna iyi bakın. *** Birileri Cumhuriyetin Kuruluşundan beri fişlendiklerini belirtmekte. Fişlenme Osmanlının son yıllarından itibaren başlayıp hala devam etmekte, aynı zihniyet çerçevesinde ama tek farkla. Fişleme olayı çok eski olmakla birlikte, ll. Abdülhamit döneminde sistemli olmaya başlar. Hafiyeler devrin en güzel okulları Harbiye, Mülkiye ve Tıbbiye 'de faaliyet yaptılar. Abdülhamit döneminde aydınlar fişlenseler bile önemli devlet görevlerine atanabiliyordu; Namık Kemal örneğindeki gibi. Fakat son 60/70 yıllık süre ve günümüzde fişlemelerden nasibini alanlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Gerçekler, evet gerçekleri dile getirenler, toplumsal varlık olarak insani haklarını dile getirip arayanlar, nedense hep iktidarı elinde bulunduranlar tarafından fişlenmekte. Sadece fişlenmekle politik haklarından olmakla kalmamaktalar, yaşamak için çalışma hakları ve tedavi edilme hakları da ellerinden alındı( örnek olarak Ruhi SU ve Orhan APAYDIN gerçeği); yaşamı hem kendisine hem de zürriyetine zehir edilmekte. Bir örnek vermek gerekirse; Osmanlının önemli limanlarından ve tütün depolarından biri Samsun'dur. Buradaki tütün tekeli (rejisi) ABD'nin elindedir. Çalışanlar sendikal örgütlenme içinde olurken "Kızıl Samsun" adlı bültende çıkarır. Tütün ustası Gübün' lü Çirli İbrahim'in kardeşi Mehmet, Yemen dönüşü Çanakkale'ye gönderilir ve 1915 de şehit olur ailesine haber çok geç gider. Kardeşi Osman'ın, kayın biraderi Gürün'ün Gübün'lü müftüsü Mehmet Naci Kuşçu Sivas Kongre delegesidir, ama ne kardeşinin ne de kayın biraderinin adı tarih kitaplarında ve anıtta adları yoktur. Neden ? "Kızıl Samsun" dergisi okuyup Mustafa Suphi' lere destek verdiği için. Oğlu, 1951 de Halkevine üye olmak, Çırpıcı çayırında 1 Mayıs toplantılarına katıldığı için tutuklanır ve Samsun'a gönderilir. 1950 li yıların sonunda zamanın hükümetinin kurduğu "vatan cephesi" tarafından evinin kapısı kırmızı boya ile işaretlenir; 1960'lı yıllarda PTT'de çalışanların kurduğu sendikada yönetici olur; 12 Mart da sendika yasaklanır yöneticileri sürgüne gönderilir. Torunlarından biri, 1975 de "Avcılar Halkevini" açan kurucularındandır. Okulda ve toplumsal yaşamda gerçekleri dile getirmekten çekinmez; okulda ve yaşamda sıra başı olur en önde yürür. Gözaltına alındığında adından başka bir şey söylemez, sorguda son nefesini verir. Diğeri yıllarca politik tutuklu olarak idamdan yargılandı en güzel yıllarını (onbir yıl) cezaevinde geçirdi. Tahliye olduğunda mesleğiyle ilgili yıllarca iş bulamadı kimse iş vermedi, işçi olarak çalıştı; diğerleri okullarından sonra kamu kurumlarının sınavını kazansa da hiç birine giremedi çünkü adlarının üstü kalemle çizilmişti. Gübünlü Çirli İbrahim'in ailesi hala fişlenmeye devam edilip kamu haklarından mahrum edilmekte. Oysa birileri fişlenir ve 12 Mart ve Eylül sayesinde itibarı artar; ülkedeki işlerini ABD deki malikanesinden yönetmeye çalışmakta. Evet, toplumsal yaşanda "güzel insan" değerine sahip olanların yaşama hakkı kısıtlanmakta; yalancı, yalaka, iftiracı ve dönekler çirkefliklerine devam ederken, fişlenmeler de devam etmekte.
|