editor
Administrator
Hero Member
    
Offline
Mesaj Sayısı: 18298
|
 |
« : Şubat 15, 2010, 11:36:35 ÖÖ » |
|
«Ooooo, O benim eski arkadaşımdır ne resimlerimiz ver bizim onla ne resimlerimiz".Efendim, hepimizce malum gerekli gereksiz herkesin her kare fotoğrafta yer alması! Gazetelere bakarsınız çeşitli kurumların başkanları yöneticileri veya ilgili kişiler ve onların sağında solunda veya en arkalarında ayak parmaklarıyla yükselip boynunu sağa sola kıvırarak kafasını umulmadık bir yerden karenin içine sokanlar. Hemen hemen her fotoğraf çekiminde karşılaşılır kendileriyle. Genellikle, fotoğraf çekilecek kimselerin içerisinde, sağ veya sol tarafın en uç kısmında son kişi olarak yer alırlar. Fotoğraf çekilmek için dizilen insanların arasında en sonda veya en başta bulundukları için de, kadraja dâhil edilmedikleri havasındadırlar aslında bilirler ki o karenin içindedirler, istemem yan cebime koy karesidir onun için bu kare. Bazen iki büklüm halde, bir yandaki kişiye dayanır veya oturur, bir nevi kaykılırlar. Fotoğraf tab ettirildikten ya da ekranda veya gazetede görüldükten sonra da, uzun bir "aaaaa" dan sonra "nasıl olmuşta benim ne işim var burada yaaa" der ve sanki o anda farkında olmuş görünürler, işin aslı sabah erkenden dört gözle gazeteyi bekliyorlardır! Buna rağmen, bu "kaykılmaları" kendileri ve oradaki insanlar tarafından pek garip karşılanmaz. "kareye girmek için" dünde diğerleri bir yerlerini zorluyordu, kısacası fotoğraf çekilirken yaşanması gerekenlerden biridir onlar için. Başka bir türü ise ite kaka aradan dereden en zor koşulu bile değerlendirip bacak arasından bile kafa uzatanlardır, onlar her haliyle fotoğrafta sırıtır. Lakin o yırtık dondan fırlamış hallerinden hiç de sıkılmaz, aksine fotoğraftakinin bir benzeri pişmiş kelle gibi sırıtırlar! Zira onlar için sırıtma hali alışkanlıktır, o olmazsa, olmaz! Sanırım yıl 2004, Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmencinin Kaya Ramada'daki düğünündeyiz, CHP Genel başkanı Deniz Baykal, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve daha birçok ağır misafir vardır. Birkaç kare fotoğraf alayım dedim çektiğim fotoğrafların içinde nikâh kıyılırken nikâh masası etrafı hariç 60'ı geçkin fotoğrafta bilmediğim, tanımadığım bu güne kadar hiç görmediğim biri vardır. Ben tanımadığım gibi CHP'de kime gösterdiysem tanımamıştı. Tanımadığı insanların çektikleri fotoğraflara girmek için çabalayanlarda oldukça boldur. Bir gün Avcılar’da gazete için fotoğraf çeker-ken hiç tanımadığım, hayatımda ilk olarak gördüğüm bu güne kadarda bir daha hiç görmediğim adamın biri koşarak gelmiş, sırıtmış ve poz vermişti. Fotoğraf çekildikten sonra da sırıtarak geri dönmüştü. Fotoğrafı çektikten sonra arkasından ağzım bir karış açık şaşkın şakın vede uzun uzun adama bakmış fotoğrafı yeniden çekmiştim. Demek bu insanlar hayatın her alanında vardı! En olmadık zamanlarda, bir yabancının onu hiç tanımamasına rağmen hatırlaması için. Diyeceksiniz ki zaten dallamadır bu herifler, evet doğrudur. Çok büyük keyif alırız toplum olarak bu ve benzeri olaydan. Nerede fotoğraf çeken birisi varsa atlamayı sever. Hatta ne bileyim tarihi eser fotoğrafı çekiyorsun birisi kadraja girmek için olmadık şeyler yapıp teee arkalarda da olsa çıkar, daha sonra çektiğin fotoya bakınca arkalarda çalıların veya tarihi eserin bir olmadık yerinde acayip bir şey görüp ulan bu yırtık dondan çıkanda kim, nerden girmiş buraya? dersiniz, işin garibi o dallamayı hatırladığınız vakit iş işten çoktan geçmiştir, yakalayıp bir güzel dövme isteğiniz kursağınızda kalmıştır, çünkü tatiliniz bitmiş evinize dönmüşsünüzdür! Siyasi partilerde ise durum dahada vahimdir, Başkanın veya üst yöneticilerin yanında bir kare fotoğraf çektirmek için günlerce fırsat kollayanlar vardır. Çünkü Başkanın fotoğrafında olmak yüzde 90 gazeteye çıkmaktır, bunu çok iyi bilen yırtık don mahsulü dallama, kareye girmek için kendini paralar, şekilden şekle girer, bu tür her fotoğrafta ise kıçını yırtan ve ıkınan adam kafası çıkan biri muhakkak vardır. Özellikle dijital makineler gelince daha da rahatsınızdır, nasılsa fotoğraf parası ödemiyorsunuz işinize gelmeyeni silip atıyorsunuzdur, yinede gözden kaçanları görünce sinir katsayınıdaki artışı engelleyemediğiniz için bası-yorsunuz küfürü, aslında o küfürü yiyeceğini bile bile o kareye giren dallama için sorun yoktur, o alışıktır böyle şeylere... Gördüğü her kameraya koşan her kare fotoğrafa dalan dallamalar oldukça "Biz ulusça (!)" böyle garip yırtık don kadrajlarına alışık olmalıyız, sanırım son zamanlarda alıştık ta!
|