Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 09, 2010, 04:45:49 ÖS
Ana Sayfa Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
Duyurular:

+  GERÇEK FORUM
|-+  ..: GERÇEK KÖŞE YAZARLARI :..
| |-+  Hasan HINISLI
| | |-+  Kentköy(!) (1)
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kentköy(!) (1)  (Okunma Sayısı 201 defa)
editor
Administrator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18306


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Şubat 03, 2010, 11:57:25 ÖÖ »


   Tarihsel sürece baktığımızda üretim biçimi toplumların sosyoekonomik yapısıyla birlikte değişime uğramıştır. Bir ülkedeki üretim ilişkileri o ülkenin sosyoekonomik yapısını ve örf, adet gelenek gibi birçok folklorik özeliklerini de beraberinde değiştirir. Bu değişimler özellikle batı toplumlarında doğu toplumlarına göre dahada çabuk olur.
Doğu toplumlarının birçok yerinde Kapitalizme eklemlenmiş feodaliteden bahsetmek olasıdır. Lakin bu durum batı ülkelerinde pek rastlanılan bir durum değildir. Ülkemizden bir örnek vermek gerekirse bin yılı aşkındır kent olan İstanbulun son 50 yılda köyselleşmesini gösterebiliriz!
Adı metropol olupta kent köylülükten bir türlü kurtulamayan özellikle İstanbul, Adana, Mersin gibi şehirlerde yıllardır bir kaostur kent köylülük. Aslında bu tartışılan köylülük değil, kente uyum tartışmasıdır. Ne yazık ki bugün geleneksel tavırları bırakamayan ve çağdaş kent uygarlığının temsilcisi olamayanların çoğunluk oluşturduğu kentlerde yaşıyoruz. Köylülük ile tarımı özdeş tutmanın artık aşıldığı bir zamandayız, Bu meseleyi Avrupa'da ilk aşan sanırım Hollanda olmalı, Bakınız Hollanda Avrupa'nın tarımsal ürünlerini sağlayan en büyük ülke lakin köylülük sıfıra yakın!
Anadolu'dan büyük şehirlere gelen köylüler derme çatma gecekondularda oturur, genellikle kadınlar evlerde temizlik işleri yapar, erkekler ise buldukları işlerde çalışırlar. Şehirler özelilikle İstanbul şimdiki kadar çok yoğun olmadığından etraf halen koruluklarla çevrilidir, küçükte olsa ağaçlık bakir alanlar vardır. 1950 lerde Demokrat parti ile başlayıp 1970 lerde Devrimci hareketten cesaret alarak zirve yapan Gecekonducular kışın yakmak için kuru dalları, hatta yaş ağaçları kestiklerinden, koruları korumak isteyen kentlilerle çok kere karşı karşıya geldikleri görülür. Kadınlar yıllarca yöresel kıyafetlerini değiştirmediler. Eski Türk filmlerinde çoğunlukla vapurda trende veya otobüste izlersiniz biri diğerinin ayağına basar ayağına basılana bağırır; Çüş ayı köyden mi geldin! Buna benzer daha çok aşağılama vardır.
Her şeyde olduğu gibi ilk gelenler ihtiyaç sahibi olanlardır, yani fakir ve topraksız köylüler! Daha sonra topraklarından istediği verimi alamayanlar topraklarını bırakarak kente geldiler. Şehre alışan gençler ve kentte doğanlar artık köye dönmek, tarlada çalışmak istemiyordu. İstanbul'un bütün eziyetini, fakirliklerine rağmen çekmeye hazırlar. Çünkü İstanbul'un en kötü mahallelerinin bile köyden çok fazla imkânları vardır.
Türkiye'nin ilk ciddi göç ve kentleşme dönemi 1950 yıllarında liberal ekonomi politika görünümü altında gerçekleştirilmeye çalışan sanayileşme hamlesinin meydana getirdiği çekimin yol açtığı nüfus hareketliliğidir. Siyasi nüfuz olarak dünyayla daha izole ve toplumsal ihtiyaçların daha az çeşitlilik gösterdiği bu dönemin bağımlılık (hammadde, teknoloji, bilişim vs) açısından yarattığı sonuçlar da diğer dönemle kıyasla daha az olmuştur.
İkinci önemli göç dalgası 1980'li yıllarda liberal ekonomi politikalarının uygulanmaları rehberliğinde dışa açılmanın kentlerde meydana getirdiği cazibe merkezlerinin yaratmış olduğu çekimin yol açtığı hareketliliktir.
Asıl ve en önemli sorunları bağrında besleyen üçüncü göç dalgası ise; Güneydoğuda meydana gelen çatışma ortamının yaratmış olduğu "göç" hareketleri ve bunların beraberinde taşıdığı sorunlardır. Bu büyük ve dramatik göç dalgaları yaklaşık 20 yıl sürmüş daha sonra çatışma ve güvenlik ortamına bağlı olarak giderek azalmış ve nihayet 2000'li yıllarda eski haline dönmüştür. Son göç dalgasını önceki göçten ayıran önemli özellik vardır; Daha önceki göçler daha rahat yaşamak için veya aş iş gibi nedenlere bağlı ihtiyaçtan doğan klasik nedenlerle gerçekleşen iradi göçler olduğu halde, 90'larda başlayan göç ise göçenin iradesi dışında hatta zorla gayri iradi olarak çocuklarının ve kendilerinin canını kurtarmak hayatta kalabilmek adına gerçekleşmiştir. O nedene biz bu son göç hareketlerine "göç ve kaç hareketleri" diyenlere katılmayı daha uygun bulduk. Devamı yarın…
Logged
kardelen
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 222


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #1 : Şubat 07, 2010, 10:35:32 ÖS »

Sadece sanırım bizim köylüler böyledir...
Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!