editor
Administrator
Hero Member
    
Offline
Mesaj Sayısı: 18306
|
 |
« : Ocak 29, 2010, 12:46:36 ÖS » |
|
Eleştiri, "hiç bir insan, anlaşılmadan eleştirilme saygısızlığına layık değildir" dedirtecek kadar hor kullanılır maalesef ülkemizde. Eleştiri, her şeyden önce derinlemesine bilgi ve yetenek isidir. İncelik ve kabullendirme gücü gerektirir. Eleştirinin kendisi bile öğretilmesi çok zor bir sanattır. Genellikle memleketimizde hiçbir şey yapmayanların yaptığı bir şeydir. Haset olup çamur atmaya, cehaletin getirdiği haddini bilmezliğe denir bu diyarlarda. Oysaki ciddi bir şeydir eleştiri. Derin bilgi, tecrübe, olgunluk ve analiz gerektirir. Bir şey hakkında iyi ya da kötü fikir beyan etmek değildir mesela. Ona, kısaca fikir beyan etmek denir. Eleştiri, eleştirilen yazı, fikir, nesne ya da kişiyi etraflıca bilmeyi, kavramayı gerektirir. Eleştiri yaptıktan sonra doğru olan alternatifi gösterip söylediklerini beslemek, doğru düzgün bir temele dayandırmak gerektirir. Yoksa gevezelikten öteye gitmez. Eleştirinin yıkmak gibi bir amacı yoktur. Açıklayıcı, inceleyici, gösterici kısaca yapıcıdır. Mesela yanlış olan bir duruma eleştirisi yapacaksanız, uygun düşmediğini düşündüğünüz yerlere çözüm üretmeniz, doğru alternatifle desteklemeniz gerekir. Tersini yaparsanız her şeye eleştiri demek olur. Eleştiri olmayacak bir örnek: - Bu yönetim iyi yönetemiyor - Neden yönetemiyor? - Yönetemiyor işte! - Nerden çıkardın. - Eee öyle değilmi? diyerek bir de kendi bilmediğini senden öğrenmeye çalışmak gibi! Sanırım insanoğlunun yapmadan evvel tekrar tekrar düşünmesi gereken bir eylem. Yapılan eleştiri olumlu da olumsuz da olsa, karşı taraf o eleştiriyi ne ölçüde hak ediyor, insan bunu düşünmeli. Hepsinden evvel ise eleştiren kendine bakmalı, objektif olmalı, duygularından arınmalı, karşı tarafla ilgili kişisel izlenimlerinden sıyrılmalı. Eleştiri insanın kendine layık gördüğünü bir başkasına yapmasıdır!. Kahve köşelerinde kâğıt oynayıp lak lak yapmaktan oturmaktan başka bir şey yapmayan biri yaptığında pek aldırış edilmemesi gerekir, buna karşılık bir şeyler yapan biri yaptığında son derece faydalı olabilendir eleştiri. Hiç bir şey yapmayanın çok şey yapanı yerden yere vurmasıdır zaman zaman. Yapmak şart değildir bazen, bu durumda bilgi sahibi olmayanın fikir sahibi olmasıdır. Bilgi sahibi olmak zorunda değildir kimse, bu durumda bilgi sahibiymişçesine, o işi yapanın mantığını hemen kavramışçasına "eleştirdim oldu" veya "benim dediğim doğru" mantığı ile hareket etmektir bazende. Eleştiri, saygı çerçevesinde ve mantıklı yapıldığı zaman faydalıdır. Diğer türlü saldırı olur, hakaret olur, kıskançlık olur, sonra da hedef şaşar, hatta eleştiriyi yapmaya çalışan kim neyi savunuyor kim ne amaçlıyor, yolunu sapıtır şaşar ve hiç kimseye bir faydası olamaz. Sanat ve siyaset ayrı şeylerdir. Siyaset üzerinden sanat yapıp pirim yapan şahsın okunmadan eleştirilmesi onun siyasetine olan eleştiridir, şayet ki sanatını bu işe karıştırıyorsa dolaylı yoldan sanatı da eleştirilmiş olur. Ön yargılı sübjektivistlerin eleştirileri "konular" değil, kendi "fikir ve ideolojileri" olduğundan çok rahatça çürütülebilecek bir davranış biçimidir. Bazıları bırakın bir kitabı bir köşe yazısını bile okumadan "yazandan" dolayı "yazıyı" eleştirmek adına yerden yere vururlar. Birde benim gibi taraflı köşe yazarları vardır; Sonuna kadar eleştirilmeyi hak eden! Ülkemize ait tipik okuryazar durumu, Yani Türkiyeli futbol taraftarı yaklaşımı. Olur'a belki siyasi aidiyetinin dışında fikirlerin uyanmasından korkulduğundan okunmaz ama eleştirilir. Kısacası bu ülkede her kes eleştirmen doğar, sonra eleştirilen olur.
|